• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

  

ÇALIŞMALARIMIZ
Linkler

Kesintili Eğitim Yasalaştı

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ

Necatibey Cad. No: 13/13 Sıhhiye-Ankara

Tlf.: 0312.229 43 25 Belgeç: 0312.229 45 26

ogdunyasi@gmail.com

 

Ankara, 31.03.2012

 

KESİNTİLİ EĞİTİM YASALAŞTI

EĞİTİMDE 30 MART VAKASI!

 

            Türkiye, özellikle son 45 gününü iktidar partisinin eğitimle ilgili yasa önerisi çevresinde yaşanan tartışmalarla geçirdi. Milli Eğitim Bakanlığı’nın birtakım ayrıntılarla uğraştığı, yasa taslağı ilk ortaya atıldığında Milli Eğitim Bakanının bile “Benim haberim yok” dediği tasarının hiçbir maddesi üzerinde işe yarar bir tartışma süreci yaşanmadı. Kamuoyuna önce “12 yıllık zorunlu eğitim”, sonra “4+4+4’lük kademeli eğitim” gibi adlarla sunulan 222 sayılı yasa taslağı, TBMM’de, 30 Mart 2012 tarihinde iktidar partisinin 295 oyuyla kabul edildi. Şimdi sıra Cumhurbaşkanının onayında. Oradan da kolayca imzalanıp yasalaşacağı konusunda bir tereddüt olmadığına göre…

            Bu, bir gerici adımdır. Tıpkı 1908’deki “31 Mart Vakası” gibi. 12 Mart 1971 gibi. 12 Eylül 1980 gibi. Moda deyimle, postmodern sivil darbe!

            İlk günler “12 yıllık zorunlu eğitim geliyor” aldatmacasının aldığı en son biçime bakınca, kaçımız artık zorunlu eğitimimizin 12 yıla çıktığını düşünüyor ya da söyleyebiliyoruz? Sürenin 12 yıl olarak adlandırılması tam bir aldatmacaydı, öyle de oldu. Çünkü son 4 yıllık dilim, açıköğretimle tamamlanmaya uygundur. İktidar, 10 yıldır kimi kritik konularda başvurduğu hileyi bu konuda da başarıyla kullanmıştır.

            Başvurulan ikinci hile malzemesi, 8 yıllık kesintili eğitime 28 Şubat döneminde geçilmiş olmasıdır. Gerek iktidar gerekse yanında yöresindeki dernek, sendika gibi örgütler ya da iktidar savunucusu liberaller, 14 yıldır uygulanan sisteme ilişkin kayda değer, inandırıcı hiçbir olumsuz kanıt sunamamışlardır. Ama sürekli “28 Şubat’ın son kalıntılarını temizliyoruz” gibi bir gerekçeyi kullandılar ve ne yazık ki bunda da başarılı oldular.

            Oysa ortadan kaldırılmaya çalışılan; çağdaş, bilimsel eğitimin yolunu açan 1924’teki Öğretim Birliği Yasası’dır. Hiçbir zaman karma eğitime, laik anlayışa rıza gösterebilecek bir olgunluğa ulaşamamış siyasal zihniyetin, bırakalım 28 Şubat’ı, hangi dönemde yapılmış olursa olsun, eline fırsat geçtiğinde yapacağı ilk iş, kesintisiz eğitimi ortadan kaldırmak olacaktı; öyle de oldu. Şimdi yasalaşan 222 sayılı yasa önerisinin hazırlanan ilk biçimini anımsamak da bu söylediklerimiz için yeterli bir kanıttır.

            Adına bir süredir “demokrasi”, “ileri demokrasi” gibi adlar vererek çağdışı iş ve eylemlerine toplumsal meşruiyet kazandırma çabası içindeki iktidar için bu yasanın TBMM süreci, aynı zamanda bir turnusol işlevi taşımaktadır. Çünkü bu yasa, gündeme getiriliş biçimiyle demokratik olmamıştır. Üniversite çevrelerinden, farklı çizgilerdeki sendika ve diğer demokratik kitle örgütlerinden, öğretmen, öğrenci ve velilerden hiçbir katkı istenmeden yapıldığı için demokratik olmamıştır. Bu yasa, muhalefet milletvekillerine “anladıkları dilden” müdahale edilerek yapıldığı için, 22 maddesi 20 dakikada oylanarak kabul edildiği için demokratik değildir. Ve bu yasa, itirazı olan sendika üyelerini alışageldikleri polis copu, biber gazı, basınçlı su ile yola getirdikleri” için demokratik değildir. Kısacası iktidar, sandıktan aldığı desteği tek demokrasi ölçütü olarak kullandığı için bu yasa demokratik değildir.

            Ayrıca bu yasanın içinde, Hükümetin öteden beri birtakım akçalı konularda sergilediği tutumun bir örneği de yer almıştır: Fatih Projesi kapsamında okullarda oluşturulacak bilgi iletişim teknolojisinin alımı ve kurulumuyla ilgili ihaleli alım işi, Kamu İhale Yasası’nın kapsamı dışına çıkarılmıştır ki, bunun ne anlama geldiği çok açıktır: Yeni yandaş zenginler yaratmak…

            Bizler için, ülkenin bugünü ve geleceğiyle ilgili ciddi kaygılar taşıyan bütün kurum, kuruluş ve kişiler açısından, özellikle son iki aylık süreç, önemli dersler içermektedir. Bütün ulusal, toplumsal, demokratik ve bilimsel değerlere karşı toplu yok etme girişimleri içindeki iktidar tutumuna karşı, ayrıntıda kalacak farklılıkları, ayrıştırıcı tutumları, dar kapsamlı çıkar hesaplarını artık bir yana koymanın zamanı geldi, geçiyor. Unutmayalım ki iktidar, asıl gücünü bu dağınıklıktan, derli toplu duramayan güçlerin zaaflarından almaktadır. Halkın din ve inançlarını kolayca siyasal ranta dönüştürebilen geleneksel siyasal alışkanlıkları boşa çıkarmanın yolu, bıkıp usanmadan halka doğuları anlatmaktan, halkı aklın ve bilimin aydınlığına inandırmaktan geçiyor.

            Eğitimde çözüm bekleyen yığınla sorunun üstesinden gelmek için bugün ve bundan sonrası için izlenmesi gereken yol budur.

            Özelde, içinde barındırdığı çarpıklıklarıyla zaten arızalı olan eğitim sistemimize hiçbir yararı olmayacak, tam tersine, genelde ülkemizin geleceğini daha köklü yıkıma götürecek yeni eğitim yasası için ne yazık ki hayırlı olsun diyemiyoruz.

            Saygılarımızla.

 

Yönetim Kurulu adına

Nazım Mutlu

Genel Başkan



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret32788
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.48763.5016
Euro4.18064.1973
Hava Durumu
Anlık
Yarın
22° 35° 20°
Takvim