• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

  

ÇALIŞMALARIMIZ
Linkler

Okullar Açılırken

ULUSAL EĞİTİM DERNEĞİ

Necatibey Cad. No: 13/13, Sıhhiye-Ankara

Tel: 0312.229 43 25 Belgeç: 0312.229 45 26

Web: www.ulusalegitimder.org.tr

Eposta: ogdunyasi@gmail.com

 

OKULLAR AÇILIRKEN…

Ankara, 14 Eylül 2014

En son ne zaman, sorunları bütünüyle giderilmemişse bile en aza indirilmiş yeni bir öğretim yılına başlamıştık?

 En son ne zaman, anne babalar çocuklarını okula kaydettirirken gelecek kaygısı taşımadan evlerine gönül rahatlığıyla döndüler?

En son ne zaman öğretmenler, bu yıl, geçen yıllardan daha huzurlu, verimli bir öğretim yılı yaşayacağını umarak ilk günün sabahı okulunun yolunu tutmuştur?

En son ne zaman aydınlar, bilim-sanat insanları, yetişecek kuşakların okullarında sonuna kadar bilim ve sanatın taze gövdeleri ışıkla donatacağından kuşku duymamışlardı?

Sorular uzatılabilir. Ama bir yandan da bu tür sorgulamaların ancak iyi eğitilmiş bireyler için söz konusu olabileceğini, örnekleri eskiden daha çok görülen “çocuklar evden uzaklaşsın da ne olursa olsun” diye düşünenler için bir anlam taşımayacağını unutmadan.

2014-2015 Öğretim Yılı, 15 Eylül günü başlıyor. Anaokulundan üniversiteye dek yaklaşık 25 milyon çocuk ve gencimiz için hareketli günlere adım atılacak. 800 bini aşan öğretmenimiz de öyle. 1. sınıflar 1 Eylül’de, 5. ve 9. sınıflarsa 8 Eylül’de okullarına gitmeye başlamışlardı; onların, asıl başlama tarihi olan 15 Eylül’e biraz hazırlıklı olmalarını sağlamak için. Bu uygulama ülkemizde henüz çok yeni, ama pedagojik açıdan olumlu bir adımdır. Ancak özellikle bu yıl öğrenci ve veliler öyle keşmekeş içinde bir kayıt dönemi yaşadılar ki, bu yüzden söz konusu sınıf öğrencilerinin ne kadarının okullarına gidebildikleri kuşkulu. Çünkü özellikle liseye başlayacak öğrenciler için kayıtlar hâlâ bitmedi ve iki üç hafta daha bu karışıklığın süreceği belli. MEB, bu yıl uygulamaya koyduğu nakil yönetmeliğiyle öğrenci ve velileri günlerdir okuldan okula koşturup duruyor. Basit bir işlem, ancak bu kadar zahmetli, içinden çıkılmaz, karışık bir hal alabilir. Bakanlık, bu yıl yaşattığı kayıt karabasanından ders almalı ve bu yöntemden derhal vazgeçmelidir.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu yıl başlattığı ve bizce “4+4+4” yasasının Cumhuriyet’in bağımsızlıkçı-halkçı-aydınlanmacı-bilimsel-laik-karma ve demokratik eğitimini öldürücü darbesine eklemlenen en can alıcı baltalama girişimine değinmeye geçmeden önce; okul yöneticileriyle ilgili tam kadrolaşma yolunda atılan ve oldukça ilkel, çirkin, “kör parmağım kör gözüne” dercesine yürütülen yönetici atamalarının okulları bütünüyle iktidar partisinin yerel örgütlerine dönüştürme amacı taşıdığına; yeni atayacağı 40 bin öğretmenin, Bakanlığa göre 140 bin, bize göre 200 bin olan öğretmen açığının büyük ölçüde süreceğini ve bunu asgari ücretle çalıştırılan ücretli öğretmenlerle karşılamaya çalışacağına; uzun süredir açık açık yürütülen okulların tümünü imam hatipleştirme çalışmasının giderek imamhatipçilik hastalığına dönüştüğüne; son “torba”dan çıkan bir yasayla öğretmenleri de yakında istekleri dışında bulundukları okullardan başka okullara dağılma tehlikesinin beklediğine vurgu yapalım.

Yeni öğretim yılına girerken eğitimimizin bugününü ve geleceğini derinden etkileyecek en önemli gelişme ise, özel okul ve öğrencilerine yapılacak ortalama 3 bin TL karşılıksız burs desteğidir. Hükumet, dolayısıyla MEB, yeterince öğrenci bulamadıklarından yakınan özel okulların sesine kulak verdi ve bu yıl 250 bin öğrenciye ortalama 3 bin TL para verileceğini açıkladı. İlk aşamada başvuran öğrenci sayısı 180 binde kalınca, Bakanlık başvuru süresini uzattı. Anlaşılan, iktidar, almak istemeyenlere bile bu parayı zorla verecek! Yardım edilecek özel okulların sayısı ile onlara verilecek para ise henüz belli değildir.

Yaşama geçeceği kesin olan böyle bir uygulamanın gerek okullar gerekse öğrenciler üstünde yaratacağı adaletsizliği kabullenmek olanaksızdır. İktidar, alışageldiği popülist göz boyama politikasıyla yeni bir rüşvet alanı yaratmıştır. Eğitim sistemini taşeronlaştırmaya götürecek yolun taşlarının artık daha sağlam döşenmeye çalışıldığını göre göre, yaptırım gücü daha yüksek olan TBMM’deki muhalefet partilerinin buna hiç ses çıkarmamaları, iktidarın yedeğindekini bir yana koyacak olursak, eğitim sendikalarının kayda değer bir girişimde bulunmadıklarını görmek de sorunun bir başka üzücü yanıdır.

Anayasadaki, Milli Eğitim Temel Kanunundaki eşitlik ilkesine bütünüyle aykırı olan bu uygulama, bir yığın çelişkiyi su yüzüne çıkarması bakımından da dikkat çekicidir. Bütçe yetersizliği gerekçesiyle, örneğin kendi okullarına hizmetli almayan, yeterli öğretmen atamayan, derslik yetersizliği nedeniyle ikili öğretim yapan okullara yeni derslikler yapmaktan kaçınan, yakıt, boya badana parası vermeyen, laboratuvar, kitaplık vb. altyapı eksikliğini gidermeyen bir Bakanlığın, zarar ediyorlar diye özel okullara kaynak aktarmasının akılla, mantıkla bağdaşır hiçbir yanı yoktur.

Yıllardır, “eve lazım olanın camiye haram olacağını” öğütleyen bir dini en iyi kendilerinin temsil ettiğini savunan bir hükumetin yaptığı bu uygulamaya karşı çıkmak, halk ve yurt çıkarlarını savunan her kişi ve kuruluş için kaçınılmaz bir görevdir. Oy yitirme kaygısıyla mı, yapılanı onaylama anlamında mı olduğu anlaşılamayan bir tutumla, böyle bir girişim karşısında sessiz kalan partileri ve giderek daralan kaygılarla kapsamlı eğitim politikaları üretemeyen sendikaları, daha fazla zaman gecikmeden göreve çağırıyoruz. Unutmayalım ki, bugünkü iktidar, zamanında yeterince gösterilmeyen tepkilerden cesaret alarak ülke çıkarlarını kendi geleceği uğruna yok etmiştir.

Bütün bunlar, yeni öğretim yılının büyüyen sorunlarla başladığını göstermektedir. Meslektaşlarımıza ve öğrencilerimize başarılar dileğiyle.

 

Nazım Mutlu

Genel Başkan



Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam5
Toplam Ziyaret32788
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.48763.5016
Euro4.18064.1973
Hava Durumu
Anlık
Yarın
22° 35° 20°
Takvim